anlatamamak

anlatamamak ne zormuş..
ve yabancılaşmak kendine
bir çocuk sarılmasına hasret yaşarken, binlerce çocuğu kalbinden kovmak
hüzünlenmemek buna, normalleşmek,
hissizleşmek,
ne zormuş..

hani uzun uzun seyrederken İstanbul'u
hani ışıklarına bile hayranken,
hani sokaklarının hepsini evin gibi sevdiğin,
kocaman bir kargaşanın içinde sana kollarını açan bu şehri
bir gün, kimse uyanmadan sessizce terk etmek isteğinin verdiği korku ile yaşarken
inadına gurbet görmek burayı, inadına sıla hasreti çekmek gibi.

bahçesinde açan çiçekler düşlediğin evleri,
huzurlu sofraları,
gam ve kederin gelip yüreğine yerleşmediği anları,
bir tas çorba, bir araba dolusu tebessüm ile doyduğumuz zamanları
yâd ederken hüzünlendiğimiz çocukluktan gelen samimiyeti
deli gibi özleyip
sadece hayal olarak kalacağını bilmek gibi.
Umutsuzluk belki..
belki de yenik düşmek.

Anlatamamak ne zormuş,
neyi anlatacağını bilmesen bile... 

Yorumlar

Popüler Yayınlar